+90 212 466 33 03 / 02 bakirkoyrenkliultrason@gmail.com
Zeytinlik Mh. Fişekhane Cd. Sporcu Sk. No:1 Kat 2 Bakırköy Çalışma Saatleri

Meme Kanserinde Evrelere Göre Tedavi

Non-invazif meme kanseri tedavisi (Evre 0)

Evre 0 içerisinde çok farklı şekillerde tedavi edilen lobüler karsinoma in situ (LKIS) ve duktal karsinoma in situ (DKIS) yer alır.

LCIS

Gerçek veya bir öncü kanser olmadığı için LKIS olan kadınların çoğuna acil ya da aktif tedavi önerilmez. Ancak LKIS daha sonra invazif kansere yakalanma riskini arttırdığı için sıkı izlem çok önemlidir. Bu genellikle yılda bir mamografi ve klinik meme muayenesini içerir. Her iki memenin de sıkı takibi önemlidir çünkü bir memesinde LKIS olan kadınlar için diğer memede de kanser oluşma riski yüksektir. Manyetik rezonans görüntülemenin (MRG) rutin olarak kullanımını tavsiye edecek yeterli kanıt bulunmasa da bu kadınları için yıllık MRG taramasının faydaları ve sınırları hakkında doktorlarıyla görülmek akıllıca olacaktır.

LKISli kadınlar ayrıca meme kanseri risklerini azaltmak için tamoksifen veya raloksifen (Evista) almayı veya meme kanseri önleme amaçlı bir klinik deneye katılmayı da düşünebilir. Meme kanseri riskini azaltan ilaçlarla ilgili daha fazla bilgi için Meme Kanseri Riskini Azaltan İlaçlar başlıklı dokümana bakınız. Diğer önleme stratejileriyle (optimal vücut ağırlığına ulaşma veya egzersize başlama gibi) ilgili olarak doktorunuzla görüşebilirsiniz.

LKIS li kadınların bazıları meme kanseri riskini azaltmak için, özellikle de aile öyküsü gibi başka risk faktörleri de mevcut olduğunda bilateral basit mastektomi (aksiler lenf nodları dışında her iki memenin alınması) yaptırmak ister. Ayrıca hemen ya da daha sonra yapılan rekonstrüksiyon da düşünülebilir.

DKIS (DCIS)

Çoğu durumda DKISli bir kadın meme koruyucu ameliyatı (MKA) ve basit mastektomiyi tercih edebilir. Genellikle MKA sonrasında radyasyon terapisi uygulanır. Lenf nodlarının alımına (çoğunlukla sentinel lenf nodu biyopsisi) her zaman ihtiyaç olmaz. Doktorun DKISli kadında bir invazif kanser alanı olabileceğini düşündüğü durumlarda yapılabilir. DKIS alanının invazif kanser içerme riski tümör büyüklüğü ve nükleer (çekirdek) derecesi ile birlikte artar. DKIS için mastektomi yapılmışsa çoğu doktor sentinel lenf nodu biyopsisi yapacaktır çünkü mastektomide alınan dokuda invazif kanser bulgusuna rastlanmışsa doktorun daha sonra geri dönüp sentinel lenf nodu prosedürü uygulama şansı olmaz. Bu nedenle de tam aksiler lenf nodu diseksiyonu yapılır.

MKA sonrası verilen radyasyon terapisi kanserin aynı memede nüksetme ihtimalini (veya daha fazla DKIS veya invazif kanser riski) azaltır. Radyasyon tedavisi olmadan yapılan MKA standart bir tedavi değildir ancak yeterli büyüklükte kansersiz cerrahi marjlar ile alınmış düşük dereceli DKIS alanları olan belirli kadınlar için bir seçenek olabilir. Fakat DKIS için MKA yapılan kadınların çoğunda radyasyon terapisi gerekecektir.

DKIS alanı çok geniş ise, memede birden fazla DKIS alanı bulunuyorsa veya MKA ile DKIS tam olarak alınamıyorsa (MKA örnekleri veya eksizyon örnekleri cerrahi marjlarda veya bu marjlara yakın yerlerde kanser hücreleri taşıyorsa) mastektomi gerekli olabilir. DKIS için mastektomi yapılan kasınlar hemen veya daha sonra rekonstrüksiyon yapılmasını isteyebilir.

DKIS östrojen reseptörü pozitif ise, cerrahi sonrasında beş yıllık tamoksifen tedavisi, her iki memede de DKIS veya invazif kanser gelişimi riskini azaltabilir. Kadınlar bu uygulamanın iyi ve kötü yanlarını doktorlarıyla görüşmek isteyebilir.

Evrelere göre invazif meme kanseri tedavisi

Mastektomi de bir seçenek olmasına rağmen, meme koruma ameliyatları (MKA) genellikle erken evre invazif meme kanserinde kanserin yeterince küçük olması halinde uygulanır. Eğer kanser çok  büyükse preoperatif (neoadjuvan) kemoterapinin tümörü MKA’ya izin verecek kadar küçültememesi durumunda mastektomi yapılması gerekecektir. Her iki durumda da koltukaltı lenf nodlarından bir veya daha fazlasında kanser yoklaması yapılacaktır. MKA yapılan kadınların neredeyse hepsinde ve mastektomi hastalarının bazılarında radyasyona ihtiyaç duyulur. Uzantısı 1 cm’den daha büyük olan tüm kanserler ve bazen daha küçük tümörler için de cerrahi sonrasında adjuvan sistemik terapi tavsiye edilir.

Tedavinizle ilgili bir ilaç hakkında daha fazla bilgi almak için Kanser İlaçları Rehberi’ne bakınız.

Evre 1

Bu kanserler halen nispeten küçüktür ve ya lenf nodlarına sıçramamıştır (N0) veya sentinel lenf nodunda çok küçük bir alanda kanser sıçramış durumdadır (N1M0).

Lokal tedavi: 1. Evre MKA (lumpektomi, kısmi mastektomi) veya mastektomi ile tedavi edilebilir.   Sentinel lenf nodu biyopsisi veya aksiler lenf nodu diseksiyonu ile lenf nodlarının da değerlendirilmesi gerekir. Meme rekonstrüksiyonu cerrahi sırasında veya daha sonrasında uygulanabilir.

MKA’dan sonra genellikle radyasyon terapisi verilir. 70 yaş ve üstündeki kadınlarda aşağıdaki koşulların hepsinin karşılandığı durumlarda radyasyon terapisi olmadan MKA yapılması düşünülebilir:

–          Tümör uzantısı 2 cm veya daha azdır ve tamamen alınmıştır.

–          Tümör hormon reseptörleri içermektedir ve hormon terapisi verilir.

–          Alınan lenf nodlarının hiçbirinde kanser bulunmamaktadır.

Bu kriterleri karşılamayan bazı kadınlar radyasyondan kaçınmak isteyebilir fakat çalışmalar radyasyon tedavisi alınmadığında kanserin nüksetme riskinin arttığını göstermiştir.

Adjuvan sistemik tedavi: Hormon reseptör-pozitif (östrojen ve progesteron) meme kanseri olan bütün kadınlar için çoğu doktor adjuvan hormon tedavisinin (tamoksifen, aromataz inhibitörü veya arka arkaya) iyi ve kötü yanlarını değerlendirecektir. Tümörleri 0.5 cm’den daha büyük olan kadınlar da bundan faydalanabilir.

Tümör uzantısı 1 cm’den küçük ise genellikle adjuvan kemo önerilmez. 1 cm’den daha küçük bir kanserin istenmeyen özellikleri varsa (yüksek derece olma, hormon reseptör negatif olma, HER2 pozitif olma veya Oncotype Dx gibi bir gen panelinde yüksek puana sahip olma gibi) bazı doktorlar kemoterapiyi önerebilir. Adjuvan kemo genellikle daha büyük tümörler için tavsiye edilir.

HER2 pozitif kanserler için adjuvan trastuzumab (Herceptin) de çoğunlukla tavsiye edilmektedir.

Adjuvan terapi ile ilgili daha fazla bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.

Evre 2

Bu kanserler daha büyüktür ve/veya bitişik lenf nodlarına sıçramıştır.

Lokal terapi: 2. Evre tümörler için cerrahi ve radyasyon tedavisi seçenekleri 1. Evre tümörler için olanlara benzerdir ancak 2. evre için göğüs duvarına radyasyon terapisi tümörün büyük olması (5 cm’den daha büyük) veya birkaç lenf nodunda kanser hücrelerinin bulunması durumlarında mastektomiden sonra bile düşünülebilir.

Adjuvan sistemik tedavi: Adjuvan sistemik tedavi 2. evre meme kanseri olan kadınlar için önerilmektedir. Bu tedavi, hastanın yaşına, östrojen reseptör durumuna ve HER2/neu durumuna bağlı olarak hormon terapisi, kemo, trastuzumab veya bunların bir kombinasyonu şeklinde uygulanabilir. Adjuvan terapi hakkında daha fazla bilgi için bir sonraki bölüme bakınız.

Neoadjuvan terapi: MKA yaptırmak isteyen kadınlarda doktorun tümörün iyi sonuç elde etmek için fazla büyük olduğunu düşündüğü durumlarda bazı kadınlar için cerrahi öncesinde tümörü küçültmenin bir yolu sistematik tedavidir. Buna neoadjuvan terapi adı verilir ve kemo veya hormon terapisini içerebilir. HER2 pozitif tümörler için hedefli ilaç trastuzumab da kullanılır ve bazen de pertuzumab (Perjeta9 ile birlikte uygulanır.

Neodjuvan tedavi tümörü yeterince küçültürse kadınlara MKA (lumpektomi gibi) yapılabilir ve ardından da radyasyon terapisi verilir. Cerrahi sonrasında daha fazla adjuvan terapi de verilebilir.

Tümörüm MKA’yı mümkün kılacak oranda küçülmediği durumlarda mastektomi gerekebilir. Cerrahi sonrasında adjuvan terapi de verilebilir ancak ilk verilen ilaçlar tümörü yeterince küçültmediği için farklı ilaçlar denenebilir. Ameliyattan sonra radyasyon terapisi de uygulanabilir.

Bir kadının meme kanserini atlatma şansının meme ameliyatı öncesinde kemo alıp almadığından etkilenmediği görülmektedir.

Evre 3

Kanserin üçüncü evre olması için tümör büyüklüğünün fazla olması (5 cm’den daha büyük) veya civar dokulara yayılmış olması (meme üzerindeki deri ya da meme altı kasları) ya da kanserin bölgedeki birçok lenf noduna sıçramış olması gerekir. 3. Evre kanserlerin bazıları için lokal tedavi büyük ölçüde ikinci evre kanserlerde olduğu şekildedir. Yeterince küçük olan tümörler (ve civar dokulara yayılmamış olan) MKA ile (lumpektomi gibi) alınabilir ve bunu radyasyon terapisi izler. Bunun dışında tedavi, mastektomidir (meme rekonstrüksiyonu yapılır veya yapılmaz). Bazı hastalar için sentinel lenf nodu biyopsisi bir seçektir ancak çoğu lenf nodu diseksiyonu gerektirir. Ameliyattan sonra genellikle adjuvan sistematik kemoterapi, ve/veya hormon terapisi ve/veya trastuzumab uygulanır. Mastektomi sonrasında radyasyon terapisi tavsiye edilir.

Üçüncü evre kanserler genellikle ameliyat öncesinde kemo ile (neoadjuvan kemo) tedavi edilir. HER2 pozitif tümörler için hedefli ilaç olan trastuzumab da verilir ve bazen de bununla birlikte pertuzumab verilir. Çoğunlukla aksiler lenf nodu diseksiyonu da uygulanır. Bazı hastalar için hemen rekonstrüksiyon yapılması bir seçenek olabilir fakat rekonstrüksiyon çoğunlukla mastektomiden sonra bile uygulanan radyasyon terapisi bitene kadar bekletilir. Adjuvan kemo da uygulanabilir ve HER2 pozitif kanserlerde kemoya trastuzumab eklenir.

Adjuvan hormon terapisi hormon reseptör pozitif meme kanseri olan bütün kadınlara önerilemktedir.

Enflamatuar meme kanserlerinden bazıları üçüncü evre kanserlerdir ve neoadjuvan kemo ile tedavi edilirler (trastuzumab ve bazen de kanser HER2 pozitif ise pertuzumab ile). Kanser kemo ile küçülmezse radyasyon verilebilir. Bunu mastektomi veya aksiler lenf nodu diseksiyonu izler. Daha sonra kemo ile adjuvan terapi (ve kanser HER2 pozitif ise trastuzumab), radyasyon terapisi (ameliyat öncesinde verilmemişse) ve hormon terapisi (kanser hormon reseptör pozitif ise) verilir.

1. ve 2. Evre meme kanserinde adjuvan ilaç tedavisi

Adjuvan ilaç tedavisi, tümör büyüklüğüne, lenf nodlarına yayılım durumuna ve diğer prognostik özelliklere bağlı olarak tavsiye edilebilir. Adjuvan terapinin önerildiği durumda kemo, trastuzumab (Herceptin), hormon terapisi veya bunların bazı kombinasyonlarını alabilirsiniz.

Hormon terapisi: Hormon terapisinin hormon reseptör negatif tümörü olan kadınlarda etkili olması pek mümkün değildir. Hormon terapisi genellikle hormon reseptör pozitif invazif meme kanseri olan tüm kadınlarda tümör büyüklüğüne veya kanser hücresi olan lenf nodu sayısına bakılmaksızın önerilen bir terapidir.

Menopoza girmemiş ve hormon reseptör pozitif tümörleri olan kadınlar çoğunlukla overler tarafından yapılan östrojen etkilerini önleyen tamoksifen ile tedavi edilir. Bazı doktorlar bunun yanında luteinizan hormon üreten hormon analogu da verebilir ve bu da overlerin çalışmasını geçici olarak durdurur. Bir diğer (kalıcı) seçenek ise everlarin cerrahi yolla alınmasıdır (ooferoktomi). Ancak, tamamen alınmış olan kanserler için overlerin alınması veya işlevlerinin durdurulmasının tamoksifenin daha iyi çalışmasına yardımcı olup olmadığı net değildir. Kadın tamoksifene başladıktan sonraki 5 yıl içinde menopoza girerse (doğal yollardan veya overleri alındığı için) tamoksifenden aromataz inhibitörlerine geçiş yapılabilir.

Bazen kadınlarda kemoterapi sonrasında veya tamoksifen kullanırken adet görme kesilir. Ancak bu kadının gerçekten menopoza girdiği anlamına gelmez. Kadının hekimi menopoz durumunu belirlemek için belli hormon düzeylerini kontrol eder. Bu önemlidir çünkü overlerin hala çalışmakta olması durumunda (ve menopoz öncesinde ise) aromataz inhibitörleri işe yaramayacaktır.

Menopoza girmiş olan ve hormon reseptör pozitif tümörleri olan kadınlar genellikle ya bir aromataz inhibitörü (yaygın olarak 5 yıllık) veya 3 ila 5 yıllık aromataz inhibitörünü takiben 2 ila 5 yıl boyunca tamoksifen ile adjuvan terapi alırlar. Aromataz inhibititörü alamayan kadınlar için bir alternatif 5 yıl boyunca tamoksifen alımıdır. Rahmi alınmış ancak overleri hala bulunan kadınlar (histerektomi) için menopoza girip girmediklerini anlamak amacıyla hormon düzeylerini belirleyici kan testleri yapılması gerekebilir.

Aynı zamanda kemo da verilmesi gerekiyorsa hormon terapisi genellikle kemo tamamlanıncaya kadar başlatılmaz.

Kemoterapi: Kemoterapi, tümörü hormon reseptör negatif olan invazif meme kanseri olan tüm kadınlar için ve tümörün evresive özelliklerine bağlı olarak hormon terapileri ile birlikte kemo almaktan ek fayda alabilecek hormon reseptör pozitif tümörü olan kadınlar için tavsiye edilmektedir.

Adjuvan kemo kanserin nüksetme riskini azaltır ancak bu riski tümüyle ortadan kaldırmaz. Sizin için doğru yöntem olduğuna karar vermeden önce kanserinizin nüksetme riskinin ne kadar olduğunu ve adjuvan terapinin bu riski ne kadar azaltacağını anlamak gerekir.

Doktorunuz, kanserinize, evresine, diğer sağlık koşullarınıza ve tercihlerinize göre sizin için en iyi prosedürün hangi spesifik ilaçlarla olacağını belirlemelidir. Bu yaygın kemo rejimanları (rejimleri) kemoterapi bölümünde listelenmektedir. Bu uygulamaların süresi genellikle 3 ila 6 ay arasındadır. Bazı durumlarda doz yoğun kemo kullanılabilir (doz yoğun kemo için Kemoterapi bölümüne bakınız).

Trastuzumab (Herceptin): HER2 pozitif kanseri olan kadınlara genellikle tedavilerinin bir parçası olarak kemo ile birlikte Trastuzumab verilir.Kemo tamamlandıktan sonra trastuzumab bir yıllık tedaviyi tamamlayıncaya kadar devam ettirilir.

Trastuzumab kalp sorunlarına yol açabildiği için tedavi süresince ekokardiyografiler veya MUGA taramaları gibi testlerle kalp fonksiyonları yakından takip edilmelidir.

Evre 4

Bu evredeki kanserler meme ve lenf nodlarının ötesine geçerek vücudun başka kısımlarına yayılmıştır. Meme kanserinin en yaygın sıçradığı alanlar kemikler, karaciğer ve akciğerdir. Kanser ilerledikçe beyne de sıçrayabilir fakat göz de dahil olmak üzere her türlü organı etkileyebilir.

Bazı durumlarda cerrahi ve/veya radyasyon etkili olsa da sistematik terapi esas tedavi yöntemidir. Pek çok faktöre bağlı olarak bu terapi hormon terapisi, kemoterapi, hedefli terapiler veya bu tedavilerin bazı kombinasyonlarını içerir. Tedavi tümörleri küçültebilir, semptomları iyileştirebilir ve hastanın daha uzun yaşamasını sağlayabilir fakat bu kanserleri iyileştiremez (kanserin tamamen uzaklaşmasını sağlayamaz).

Dördüncü evre hastalık için ilk kemo ile verildiği takdirde trastuzumab KER2 pozitif kanserli kadınların ömrünü uzatabilir. Trastuzumab ayrıca hormon terapisi ilacı olan letrozol ile birlikte de verilebilir. Diğer seçenekler arasında kemo ile birlikte pertuzumab veya ado- Trastuzumab emtansine (Kadcyla) verilmesi yer alır. Ado- trastuzumab emtansine ile tedavi kanser yeniden gelişmeye başlayıncaya kadar sürdürülür. Trastuzumab ile tedavinin (pertuzumabla birlikte veya tek başına) ne kadar uzun süre devam etmesi gerektiği net değildir.

Meme kanseri için verilen tüm sistemik terapiler—hormon terapisi, kemo ve hedefli terapiler- daha önceki kısımlarda açıklanan belli yan etkilere sebep olurlar. Doktorunuz bu tedavileri vermeden önce yan etkileri size anlatacaktır.

Aşağıdakine benzer bazı durumlarda radyasyon terapisi ve/veya cerrahi kullanılabilir:

–          Meme tümörü memede (veya göğüste) açık yaraya sebep oluyorsa,
–          Belli bir alandaki az sayıda bulunan metastazları tedavi için,
–          Kemik kırılmalarını önlemede,
–          Kanser yayılımlı bir alan omuriliğe baskı yapıyorsa,
–          Karaciğerde tıkanıklığı gidermek için,
–          Ağrı veya diğer semptomların geçirilmesini sağlamada,
–          Kanserin beyne sıçraması halinde.

Doktorunuz bu gibi lokal tedaviler öneriyorsa amacın kanseri iyileştirmek mi yoksa semptomları önlemek veya tedavi etmek mi olduğunu anlamak önemlidir.

Bazı durumlarda bölgesel kemo (ilaçların beyin çevresi sıvısı veya karaciğer gibi belli bölgelere doğrudan verilmesi gibi) da fayda sağlayabilir.

Semptomların iyileştirilmesi amacıyla yapılan tedavi kanserin nereye sıçradığına bağlıdır. Örneğin, kemik metastazlarındaki ağrı dışsal ışın radyasyonu terapisi ve/veya pamidronat (Aredia) veya zoledroknik asit (Zometa) gibi bifosfonatlar ile tedavi edilebilir. Doktorların çoğu, meme kanseri kemiklerine sıçramış olan tüm hastalara bifosfonatlar ve denosumab (Xgeva) ile birlikte kalsiyum ve D vitamini alımını önermektedir. (Daha fazla bilgi için Kemik Metastazı başlıklı belgeye bakınız).

Tedavi süresince gelişen ileri düzey kanser: İleri düzeydeki meme kanserinin tedavisi genellikle kanseri küçültür veya ilerleyişini yavaşlatır (çoğunlukla yıllarca) ancak bir süre sonra bu durur. Bu noktada daha fazla tedavi daha önceki tedaviler, kanserin nerede konumlandığı, kadının yaşı, genel sağlık durumu ve tedavi alma isteği gibi pek çok faktöre bağlı olarak belirlenir.

Hormon terapisi ile tedavi edilen hormon reseptör pozitif türdeki kanserler için başka bir hormon terapisine geçiş zaman zaman etkili olur. Letrozol (Femara) veya anastrozol (Atimidex) verilmiş ise exemestane ile birlikte everolimus (Afinitor) kullanılması bir seçenek olabilir. Hormon ilaçlarının işe yaramadığı noktada genellikle kemo bir sonraki adımdır.

Kanser tek bir kemo uygulamasına daha fazla yanıt vermiyorsa başka bir uygulamanın denenmesi fayda sağlayabilir. Meme kanserinin tedavisinde çok çeşitli ilaçlar ve ilaç kombinasyonları kullanılabilir. Ancak tedavi esnasında kanserin ilerleme gösterdiği her durumda daha fazla tedavinin etki gösterme ihtimali azalmaktadır.

Trastuzumab’a yanıt vermeyi kesen HER2 pozitif kanserler için lapatinib bir seçenek olabilir. Lapatinib aynı zamanda HER2 proteinine karşı da savaşır. Bu ilaç genellikle kemoterapi ilacı capecitabine (Xeloda) ile birlikte verilir fakat diğer kemo ilaçları ile, trastuzumab ile ve hatta tek başına (kemosuz) kullanılabilir. HER 2 pozitif kanserli hastalar için diğer seçenekler arasında kemo ve trastuzumab ile birlikte pertuzumab verilmesi ve ado- trastuzumab emtansine ilacının kullanılması yer alır.

Mevcut tedavi yöntemlerinin ileri düzey meme kanserini tedavi etme ihtimalleri çok düşük olduğu için bunun dışında sağlık sorunu olmayan hastalar umut vaat eden başka tedavilerin denemelerinde yer almaya teşvik edilmektedir.

Meme kanserinin nüksetmesi

Tedavi sonrasında geri gelmesi kanserin nüksetmesidir. Bu tekrarlama lokal (aynı memede veya mastektomi yarasında) veya uzak bir bölgede olabilir. Nadir olarak meme kanseri civardaki lenf nodlarında da nükseder. Buna bölgesel nüksetme adı verilir.  Diğer memede bulunan kanser nükseden kanser değil, kendi başına tedavi edilmesi gereken yeni bir kanserdir.

Lokal Nüksetme: Meme kanseri lokal olarak nüksetmiş kadınların tedavileri başlangıçta almış oldukları tedaviye bağlıdır. Kadına meme koruyucu ameliyat yapılmış ise memedeki lokal nüksetme genellikle mastektomi ile tedavi edilir. Başlangıç tedavisi mastektomi ise mastektomi alanı civarındaki nükseden kanserin tedavisi tümörün alınması yoluyla olur. Bunu radyasyon terapisi takip eder fakat bu ancak başlangıç tedavisinden sonra hiç radyasyon verilmemiş olması halinde uygulanır (Aynı bölgeye iki kez radyasyon verilemez). Her iki durumda da ameliyat ve/veya radyasyon terapisi sonrasında hormon terapisi, hedefli terapi (trastuzumab gibi), kemo veya bunların bazı kombinasyonları kullanılabilir.

Bölgesel Nüksetme: Meme kanseri civar lenf nodlarında (koltuk altı veya köprücük kemiği) nüksettiğinde bu lenf nodlarının alınmasıyla tedavi edilir. Bunu bölgeye odaklanan radyasyon terapisi izleyebilir. Lokal tedaviden sonra sistemik tedavi de (kemo, hedefli terapi veya hormon terapisi gibi) düşünülebilir.

Uzakta nüksetme: Genellikle, kanserin kemikler, akciğerler, beyin vs gibi organlarında nüksettiği kadınlar ilk teşhis edildiklerinde bu organlarda dördüncü evre meme kanseri olan kadınlarla aynı şekilde tedavi edilir. Tek fark tedavinin kadına daha önce uygulanmış olan tedavilerden etkilenebilmesidir.

Hamilelikte Meme Kanseri Tedavisi

Yaklaşık 3.000 hamile kadından 1’inde meme kanseri teşhis edilir. Tedavi önerileri genellikle kadının hamilelik süresine bağlıdır.

Hamilelikte radyasyon terapisinin doğum kusurları riskini arttırdığı bilinmektedir. Bu nedenler bu yöntem meme kanseri olan hamile kadınlar için tavsiye edilmez. Meme koruyucu ameliyat (MKA) da sonrasında radyasyon gerektirdiği için MKA ancak radyasyon terapisinin bebeğin doğumundan sonraya ertelenebileceği durumlarda uygulanabilir. Ancak meme biyopsisi uygulamaları ve hatta mastektomi ve lenf nodu alımları hamilelikte güvenli bir şekilde yapılabilir.

Çok uzun bir süre kemoterapinin fetusa zarar verdiği düşünülmüştür. Ancak pek çok çalışma, ikinci ve üçüncü trimestrede (dördüncü ila dokuzuncu aylar arası) belli kemo ilaçlarının kullanılmasının doğum kusuru riskini arttırmadığını ortaya koymuştur. Fetusa verilebilecek olası zarar ile ilgili kaygı nedeniyle hamileliğin ilk üç ayında kemo kullanımının güvenliliği üzerine çalışma yapılmamıştır.

Hem hormon terapisi hem de hedefli terapi fetusu etkileyebilir ve hasta doğum yapana dek uygulanmamalıdır.

Kemo ve hormon ilaçlarının çoğu meme sütüne girebilir ve böylece de bebeğe geçebilir. Bu nedenle kemo, hormon ve hedefli terapi süresince emzirme tavsiye edilmez.