+90 212 466 33 03 / 02 bakirkoyrenkliultrason@gmail.com
Zeytinlik Mh. Fişekhane Cd. Sporcu Sk. No:1 Kat 2 Bakırköy Çalışma Saatleri

 

Meme kanseri tedavisinde yeni araştırmalar ve tedaviler

Meme kanserinin  nedenleri, önlenmesi ve tedavisi üzerine dünyanın her yerinde pek çok tıp merkezinde araştırmalar yürütülmektedir.

 

Meme kanserinin nedenleri

Çalışmalar, meme kanseri riskini değiştiren yaşam tarzı faktörleri ve alışkanlıklarını ortaya çıkarmaya devam etmektedir. Sürmekte olan çalışmalar egzersiz, kilo alma veya kaybetme ve beslenmenin meme kanseri üzerindeki etkilerini incelemektedir.

 

BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları için genetik testlerin en iyi şekilde kullanılması üzerine yapılan araştırmalar da hızla devam etmektedir. Bilim adamları ayrıca yaygın gen varyasyonlarının meme kanseri riskini nasıl etkilediğini de araştırmaktadır. Her gen türünün risk üzerinde oldukça düşük bir etkisi vardır (%10 ila 20) ancak bir araya geldiklerinde etkilerinin büyük olması mümkündür.

Son zamanlarda dikkat dikkat çeken bir konu da çevreden kaynaklanan potansiyel kanser sebepleri olmuştur.  Bu alandaki araştırmaların büyük kısmı henüz başlangıç aşamasında olsa da bu alan aktif bir araştırma alanıdır.

 

Meme kanserinin sepeblerini bulmaya yardımcı olmak amacıyla şu anda Çevresel Sağlık Bilimleri Ulusal Enstitüsü (National Institute of Environmental Health Sciences NIEHS) tarafından desteklenen uzun vadeli bir çalışma yürütülmektedir. Kardeş Çalışması (Sister Study) olarak bilinen bu çalışmada kardeşleri meme kanseri olan 50.000 kadın katılmaktadır. Çalışma bu kadınları en az 10 yıl boyunca takip edecek ve meme kanserine sebep olabilecek genler, yaşam tarzları ve çevresel faktörler hakkında bilgi toplayacaktır. Bu çalışmanın bir alt çalışması olan İki Kız Kardeş çalışması da erken başlayan meme kanserinin olası nedenlerini araştırmayı tasarlamıştır.  

 

Kemoprevansiyon

Bir retinoid olan fenretinide de meme kanseri riskini azaltmada kullanılan bir yol olarak incelenmektedir (retinoidler A vitamini ile ilişkili ilaçlardır). Küçük bir çalışmada bu ilacın meme kanseri riskini tamoksifen kadar azalttığı görülmüştür. 

Aromataz inhibitörleri gibi başka ilaçları da meme kanseri riskini azaltma açısından incelenmektedir.

 

DKIS konusunda karar vermek

Bazı kadınlarda DKIS invazif meme kanserine dönüşür ve bazen DKIS’nin bir bölgesi invazif kanser içerir. Bazı kadınlarda ise hücreler hiçbir zaman yayılmayarak duktlar içinde lokal kalabilir. Hücreler yayılmazsa DKIS’nin hayati tehlikesi olmaz. DKIS’nin nasıl davranağı konusundaki belirsizlik ise kadınların hangi tedaviyi almaları gerektiği konusunda karar vermelerini zorlaştırır. Araştırmacılar bu zorlukları çözmeye yardımcı olacak yolları incelemektedir.

 

Araştırmalar kadındaki DKIS’nin invazif hale gelme ihtimalini hesaplamak için bilgisayarlı ve istatistiki yöntemlerin kullanılması üzerine devam etmektedir. Bu yöntemlerden bazıları hasta ve DKIS hakkında rutin olarak sağlanabilen klinik bilgilere dayanırken bazıları ise hastanın tümör genlerindeki değişikliğe ilişkin bilgileri de içerir. Karar yardımcıları da başka bir yöntemdir. DKIS olan kadına tedavi seçiminde en önemli olduğunu düşündüğü faktörlerle (hayatta kalma, nüksetmeyi önleme ve yan etkiler gibi) ilgili sorular sorarlar.

 

Meme kanseri konusunda yeni bir araştırma alanı ve uzmanlar arasında yeni bir tartışma ise DKIS’nin isminin bunun invazif bir kanser olmadığını vurgulayacak şekilde değiştirilmesinin kadınların fazla agresif tedaviden kaçınmalarına yardımcı olup olmayacağıdır.

 

Yeni Laboratuvar Testleri

 

Gezici tümör hücreleri

Araştırmalar meme kanserli kadınların çoğunda hücrelerin tümörden ayrılarak kana karışabildiklerini göstermiştir. Bu gezici tümör hücreleri hassas laboratuvar testleri ile tespit edilebilir. Bu testler hangi hastalarda kanserin nüksedebileceğini tahmin edebiliyor olsa da hastaların daha uzun yaşamalarına yardımcı olup olmadıkları kesin değildir. İleri düzeyde meme kanseri olan hastalarda tedavinin işe yarayıp yaramadığını anlamayı sağlayabilirler.

 

Yeni görüntüleme testleri

Meme kanseri olma ihtimali olan anomaliteleri değerlendirmek için birtakım yeni görüntüleme yöntemleri üzerinde çalışmalar sürmektedir.  

 

Sintimamografi (moleküler meme görüntüleme)

Sintimamografide technetium sestamibi adı verilen az oranda radyoaktif bir izleyici damara enjekte edilir. İzleyici meme kanseri hücrelerine tutunur ve özel bir kamera ile tespit edilir.

 

Bu teknik meme kanserlerini bulmada yardımcı olup olmayacağı açısından incelenmektedir. Bazı radyologlar bunun normal mamografide şüpheli bulunan alanlarda kullanılabileceğini düşünmektedir ancak tam olarak rolü halen net değildir. Mevcut çalışmalar teknolojinin geliştirilmesi ve daha genç kadınların yoğun memeleri gibi spesifik durumlardaki kullanımının değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Daha önce yapılmış olan çalışmalar bu tekniğin daha pahalı olan manyetik rezonans görüntüleme (MRG) taramaları kadar doğru sonuç verebileceğini göstermiştir. Ancak bu test olağan tarama mamografisinin yerine geçmez.

 

Tomosentez (3 boyutlu mamografi)

Bu teknoloji temel olarak dijital mamografinin bir uzantısıdır. Bu test için meme bir kez baskılanır ve makine meme üzerinde ilerleyerek çok sayıda düşük dozda röntgen görüntüsü alır. Alınan görüntüler birleştirilerek 3 boyutlu resim elde edilebilir. Bu yöntem en standart 2 açılı mamografiden daha fazla radyasyon kullanır ancak problemli bölgelerin daha net görülmesi ve belki de kanserlerin bulunması için avantaj sağlar. Ancak, bu teknolojinin meme kanseri taraması ve teşhisinde ne rol oynayacağını anlamak için meme tomosentezi ile standart iki açılı mamografiyi karşılaştıran daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

 

Tedavi

 

Onkoplastik cerrahi

Meme koruma ameliyatları (lumpektomi veya kısmi mastektomi) erken evre meme kanserlerinde sıkça kullanılabilir. Ancak bazı kadınlarda memelerin farklı büyüklük ve şekillerde olmasına yol açabilir. Daha büyük tümörler için mümkün bile olmayabilir ve mastektomiye ihtiyaç duyulabilir. Kimi doktorlar bu soruna onkoplastik cerrahi adı verilen kanser cerrahisi ile plastik cerrahi tekniklerini bir araya getiren yöntemle yaklaşır. Temel olarak bu uygulama memenin şeklini ilk ameliyat sırasında yeniler ve memelerin simetrik olmasını sağlamak için diğer memede de operasyon yapılmasını gerektirebilir. Bu yöntem halen oldukça yenidir ve tüm doktorlar yöntemi kullanma konusunda çok rahat değildir.

 

Yeni kemoterapi ilaçları

İlerlemiş meme kanserlerinin tedavi edilmesi genellikle zordur ve bu nedenle araştırmacılar sürekli olarak yeni ilaç arayışı içindedir.

 

BRCA mutasyonlarından kaynaklanan kanserleri hedef alan bir ilaç grubu geliştirilmiştir. Bu gruba PARP inhibitörleri adı verirli ve bu ilaçlar yayılmış olan ve diğer tedavilere dirençli olan meme, over ve prostat kanseri tedavilerinin klinik denemelerinde umut vaat edici olarak görülmüştür. Bu ilacın BRCA mutasyonu bulunmayan hastalarda da kullanılıp kullanılamayacağını anlamak için daha geniş çalışmalar yapılmaktadır.

 

Hedefli terapiler

Hedefli terapiler, özellikle kansere sebep olan hücrelerdeki gen değişikliklerinden yararlanan yeni bir ilaç grubudur.

 

HER2’yi hedefleyen ilaçlar: Şuanda HER2’yi hedef alan trastuzumab (Herceptin), pertuzumab (Perjeta), ado-trastuzumab emtansine (Kadcyla), ve lapatinib (Tykerb) gibi birtakım ilaçlar mevcuttur. Diğer ilaçlar ise geliştirilmekte ve test edilmektedir.

 

Anti-anjiyogenez ilaçlar: Kanserin ilerlemesi için kan damarlarının gelişerek bu kanser hücrelerini beslemesi gerekir.Bu işleme anjinogenez adı verilir.Meme kanseri örneklerinde anjiyogeneze bakılarak prognoz tahmin edilebilir. Bazı çalışmalar, yeni, küçük kan damarları ile çevrelenen meme kanserlerinin daha agresif olma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur. Bunu onaylamak için ise daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

 

Bevacizumab (Avastin) anti-anjogenez ilaçlara bir örnektir.  İleri evre meme kanseri tedavisinde çok kullanışlı olmadığı görülmüşse de halen bu yöntemin meme kanseri tedavisinde faydalı olduğu söylenebilir. Diğer birtakım anti-anjiogenez ilaçlar da klinik deneylerle test edilmektedir.

 

Diğer hedefli terapi ilaçları: Everolimus (Afinitor), hormon tedavisinin daha iyi işlemesine yardımcı olan bir hedefli terapi ilacıdır. Post-menopoz dönem kadınlarda ileri düzeyde hormon reseptör pozitif meme kanserinin tedavisinde exemestane (Aromasin) ile birlikte kullanımı onaylanmıştır. Ayrıca diğer hormon terapisi ilaçları ile birlikte ve erken evre meme kanseri tedavisinde kullanımı açısından da incelenmektedir. Bir çalışmada letrozol ve everolimusun ameliyat öncesinde meme tümörünü küçültmede tek başına letrozolden daha iyi sonuç verdiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca tamoksifen ile birlikte kullanıldığında ileri düzey hormon reseptör pozitif meme kanseri tedavisinde de etkili olduğu görülmüştür. Everolimus da kemoterapi ve hedefli ilaç trastuzumab ile bir arada incelenmektedir. Everolimus gibi başka ilaçlar üzerinde de çalışmalar devam etmektedir.

 

Son yıllarda yeni kanser ilaçları için başka potansiyel hedefler de belirlenmiştir. Bu hedeflere dayanan ilaçlar şuanda incelenmekte olup çoğunluğu halen klinik deneylerin ilk aşamalarında bulunmaktadır.

 

Bifosfonatlar

Bifosfonatlar, metastatik meme kanseri nedeniyle zayıflamış olan kemiklerdeki kırılma riskini azaltma ve kemikleri güçlendirme amacıyla kullanılan ilaçlardır. Bunlar arasında pamidronat (Aredia) ve zoledronik asit (Zometa) yer alır.

 

Bazı çalışmalar, zoledronik asidin hormon tedavisi ve kemo gibi diğer sistemik terapilerin daha iyi işlemesine yardımcı olabileceğini belirtmiştir. Ameliyat öncesinde kadınların kemo ile tedavi edildiği bir çalışmada  kemo ile birlikte zoledronik asit alan kadınlardaki tümörler sadece kemo ile tedavi edilen kadınların tümörlerine göre daha hızlı küçülme göstermiştir.

 

Başka çalışmalar da zoledronik asidin diğer adjuvan tedaviler (kemo veya hormon terapisi gibi) ile birlikte verilmesinin etkilerini incelemiştir. Şu ana kadar çok çeşitli sonuçlar elde edilmiştir. Bazı çalışmalar bu uygulamanın kanserin nüksetme riskini azalttığını öne sürerken bazları buna katılmamaktadır. Bir çalışmanın sonuçları bu ilaçların adjuban kemo ile birlikte kullanılmasını genç yaştaki kadınlarda meme kanserinin nüksetme riskinin artması ile ilişkilendirmiştir. Genel olarak elde edilen veriler, erken evre meme kanseri için bifosfonatların standart tedavi olarak kullanılmasını desteklememektedir.

 

Denosumab

Denosumab (Xgeva, Prolia) da metastatik meme kanseri ile zayıflayan kemikleri kuvvetlendirmek ve kırık riskini azaltmak için kullanılabilir. Adjuvan tedaviler ile birlikte kullanımının daha etkili sonuç verip vermeyeceği halen çalışılmaktadır.

 

D Vitamini

Yeni bir çalışma erken evre meme kanseri olan kadınlarda D vitamini eksikliğinin kanserin vücutlarının uzak bir bölgesinde nüksetme riskinin daha yüksek olduğunu ve daha kötü bir görünüme sahip olduklarını göstermiştir. Bu bulguyu desteklemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır ve D vitamini takviyesi almanın da faydalı olup olmadığı henüz netleşmemiştir. Yine de sağlıklı aralıkta olup olmadığını görmek için doktorunuzdan D vitamini düzeyinizi belirlemesini talep edebilirsiniz.